Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nin verilerine göre Türkiye, dünyanın en büyük 16 emisyon kaynağı arasında yıllık bazda en yüksek artış oranını kaydetti. Emisyonlar yalnızca bir yılda yaklaşık 24,4 milyon ton yükselirken, Türkiye’nin küresel emisyonlardaki payı yüzde 1,1 seviyesine çıktı. Veriler, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde Türkiye’nin iklim politikalarını yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye'de emisyonlar yüzde 4,2 arttı
Türkiye'nin sera gazı emisyonlarına ilişkin son veriler dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin Uluslararası Enerji Ajansı verilerinden de yararlanarak hazırladığı çalışmaya göre Türkiye'nin sera gazı emisyonları 2025 yılında yüzde 4,2 yükseldi.
2024 yılında 586,4 milyon ton karbondioksit eşdeğeri seviyesinde hesaplanan emisyon miktarı, 2025'te 610,8 milyon tona ulaştı.
Böylece Türkiye'nin sera gazı emisyonları yalnızca bir yılda yaklaşık 24,4 milyon ton artmış oldu.
En büyük 16 emisyon kaynağı arasında ilk sırada
Türkiye'deki yüzde 4,2'lik yıllık artış, dünyanın en büyük emisyon kaynaklarıyla karşılaştırıldığında dikkat çekti.
Verilere göre Türkiye, dünyanın en büyük 16 emisyon kaynağı arasında 2025 yılında emisyonlarını oransal olarak en fazla artıran ülke oldu.
Türkiye'yi yüzde 2,7 artışla Vietnam takip etti.
ABD'deki artış yüzde 2,2, Kanada'da yüzde 1,9, İran'da yüzde 1,7 ve Suudi Arabistan'da yüzde 1,3 olarak kaydedildi.
Türkiye'deki artışın bu ülkelerin tamamından daha yüksek olması iklim politikaları açısından dikkatleri ülkeye çevirdi.
Küresel artış yüzde 0,7'de kaldı
Türkiye'nin emisyonlarındaki artış dünya ortalamasının da oldukça üzerinde gerçekleşti.
2025 yılında küresel sera gazı emisyonlarındaki artış yüzde 0,7 seviyesinde kalırken Türkiye'deki yükseliş yüzde 4,2 olarak gerçekleşti.
Böylece Türkiye'nin yıllık emisyon artış hızı küresel artışın yaklaşık altı katına ulaştı.
Dünyanın en büyük emisyon kaynağı Çin'deki yıllık artış ise yüzde 0,1 seviyesinde kaldı.
Bazı büyük ekonomiler emisyonlarını düşürdü
2025 verileri ülkeler arasında farklı bir tablo ortaya koydu.
Türkiye'de emisyonlar yükselirken dünyanın önde gelen bazı emisyon kaynaklarında gerileme yaşandı.
Japonya'da emisyonlar yüzde 1,4, Avustralya'da yüzde 1,3 ve Brezilya'da yüzde 0,9 azaldı.
Avrupa Birliği ve Hindistan'da yüzde 0,2'lik düşüş kaydedilirken Rusya'daki gerileme yüzde 0,1 oldu.
Bu tablo, küresel ölçekte emisyon eğilimlerinin ülkelerin enerji politikalarına ve ekonomik yapılarına göre önemli ölçüde farklılaştığını ortaya koydu.
1990'dan bu yana sert yükseliş
Türkiye'nin uzun dönemli sera gazı emisyonlarına bakıldığında yükseliş daha belirgin hale geliyor.
1990 yılında Türkiye'nin emisyonları yaklaşık 226 milyon ton karbondioksit eşdeğeri seviyesindeydi.
Bu rakam 2005 yılında 320,1 milyon tona, 2015 yılında ise 464,7 milyon tona çıktı.
2023'te 562,2 milyon ton seviyesine ulaşan emisyonlar, 2024'te 586,4 milyon tona ve 2025'te 610,8 milyon tona yükseldi.
Böylece Türkiye'nin yıllık sera gazı emisyon miktarı 1990'a kıyasla yaklaşık 2,7 katına çıktı.
Türkiye'nin küresel payı yüzde 1,1'e yükseldi
Son veriler Türkiye'nin küresel sera gazı emisyonlarındaki payının da arttığını ortaya koyuyor.
Türkiye'nin dünya genelindeki toplam sera gazı emisyonları içerisindeki payı yaklaşık yüzde 1,1 seviyesine ulaştı.
Bu oran Türkiye'yi küresel emisyonların en büyük kaynakları arasında tutarken, enerji ve iklim politikalarının önümüzdeki yıllarda nasıl şekilleneceği de önem kazanıyor.
Enerji sektörü kritik önemde
Türkiye'deki sera gazı emisyonlarında enerji sektörü en önemli kaynakların başında geliyor.
Elektrik talebindeki artış ve fosil yakıtların enerji üretimindeki ağırlığı, emisyonların seyri üzerinde belirleyici rol oynuyor.
Bununla birlikte Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesinde de önemli bir büyüme yaşanıyor.
Özellikle güneş ve rüzgâr enerjisinin elektrik üretimindeki payı son yıllarda artarken, mevcut büyümenin fosil yakıtlardan üretimi yeterince hızlı biçimde ikame edip edemeyeceği iklim hedefleri açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefi var
Türkiye, sera gazı emisyonlarını uzun vadede azaltmak amacıyla 2053 net sıfır emisyon hedefini sürdürüyor.
Ayrıca 2035 yılına yönelik yeni ulusal iklim hedefinde toplam sera gazı emisyonlarının belirlenen referans senaryonun altında tutulması amaçlanıyor.
Ancak uluslararası iklim politikalarını izleyen bağımsız kuruluşlar, mevcut politikalar altında Türkiye'nin emisyonlarının önümüzdeki yıllarda artmaya devam edebileceğini değerlendiriyor.
Bu nedenle enerji üretimi, sanayi, ulaştırma, binalar ve diğer sektörlerde uygulanacak emisyon azaltım politikaları önümüzdeki dönemin temel gündemlerinden biri olacak.
Gözler Antalya'daki COP31'e çevrildi
Yeni emisyon verilerinin zamanlaması Türkiye açısından ayrıca önem taşıyor.
Türkiye, 2026 yılında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Dünyanın dört bir yanından devlet temsilcileri, iklim uzmanları, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin katılması beklenen konferansta küresel emisyonların azaltılması, enerji dönüşümü ve iklim finansmanı gibi başlıklar masaya yatırılacak.
Türkiye'nin 2025 yılında kaydettiği yüzde 4,2'lik emisyon artışının da zirve öncesinde ülkenin iklim politikalarına ilişkin tartışmaların önemli başlıklarından biri olması bekleniyor.
Yenilenebilir enerji yatırımları önem kazanıyor
Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki temel hedeflerinden biri rüzgâr ve güneş enerjisi kapasitesini hızla artırmak.
2035 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesinde büyük bir genişleme hedeflenirken elektrik şebekesinin güçlendirilmesi ve enerji depolama yatırımlarının artırılması da dönüşümün önemli parçaları arasında bulunuyor.
Ancak emisyonların kalıcı olarak düşürülmesi için yenilenebilir kaynaklardaki büyümenin toplam enerji talebindeki artıştan daha hızlı gerçekleşmesi ve fosil yakıt kullanımının azaltılması gerekiyor.
COP31 öncesi kritik gösterge
Türkiye'nin 2025 yılında dünyanın en büyük 16 emisyon kaynağı arasında yıllık artış oranında ilk sıraya yerleşmesi, COP31 öncesinde dikkat çeken göstergelerden biri oldu.
Bir tarafta yenilenebilir enerji kapasitesi büyürken diğer tarafta toplam sera gazı emisyonlarının yükselmeye devam etmesi, Türkiye'nin enerji dönüşümündeki temel sorunlardan birini ortaya koyuyor.
2025'te 610,8 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaşan emisyonların önümüzdeki yıllarda hangi yönde hareket edeceği, Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefinin başarısı açısından belirleyici olacak.