Bingöl Gezilecek Yerler Nerelerdir?
15:22Bilecik Gezilecek Yerler Nerelardir?
15:14Bayburt Gezilecek Yerler Nerelerdir?
14:40Batman Gezilecek Yerler Nerelerdir?
14:20Bartın Gezilecek Yerler Nereleridir?
14:13Balıkesir Gezilecek Yerler Nereleridir?
14:10Aydın Gezilecek Yerler Nereleridir?
14:06Artvin Gezilecek Yerler Nereleridir?
13:48Ardahan Gezilecek Yerler Nereleridir?
01:35Antalya Gezilecek Yerler – 2025 Güncel Seyahat Rehberi
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye'nin arkeoloji, restorasyon ve kültürel miras çalışmalarında yeni bir döneme girdiğini açıkladı.
18.09.2026 - 12:24
YAYINLANMA02.11.2026 - 15:05
GÜNCELLEME
Kazı başkanlığı sayısının 157'den 267'ye çıkarıldığını belirten Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamında binlerce uzman ve işçinin sahada görev yaptığını söyledi. “Hızlı değil, yoğun kazı yapıyoruz” mesajı veren Ersoy; deprem bölgesindeki 34 milyar TL'lik kültürel miras yatırımı, Taş Tepeler'deki yeni alanlar, Ayasofya restorasyonu ve 2027'de 32 şehre ulaşacak Kültür Yolu Festivali hakkında da önemli bilgiler verdi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kahramanmaraş programında gazetecilerle bir araya gelerek Bakanlığın kültür, sanat, arkeoloji ve restorasyon çalışmalarını değerlendirdi.
Ersoy'un açıklamalarında en dikkat çekici başlıklardan biri Türkiye genelinde yürütülen arkeolojik kazıların kapsamının genişletilmesi oldu.
Yaklaşık sekiz yıldır uygulanan 12 aylık çalışma modelinin sonuçlarının alınmaya başladığını belirten Ersoy, arkeolojik alanlarda artık çok daha yoğun bir çalışma yürütüldüğünü söyledi.
Arkeolojik çalışmalarda bilimsel yöntemlerden taviz verilmediğini vurgulayan Ersoy, uygulanan modeli “hızlı kazı” olarak tanımlamanın doğru olmadığını belirtti.
Ersoy, yaklaşımı “Biz hızlı kazı yapmıyoruz. Yoğun kazı yapıyoruz” sözleriyle özetledi.
Yeni sistemde aynı arkeolojik alanda daha fazla uzman, işçi ve teknik ekipmanla eş zamanlı olarak farklı noktalarda çalışma yapılabiliyor.
Böylece bilimsel kazı metodolojisi korunurken saha çalışmalarının kapsamı önemli ölçüde genişletiliyor.
Bakan Ersoy, yeni çalışma modelini anlatırken Efes Antik Kenti üzerinden örnek verdi.
Geçmişte Efes gibi çok geniş bir antik kentte sınırlı sayıdaki ekibin tek bir noktada çalışabildiğini belirten Ersoy, bugün aynı anda çok sayıda noktada daha büyük ekiplerle çalışma yapılabildiğini anlattı.
Bu modelde kazı çalışmalarının yanında belgeleme, restorasyon, konservasyon, raporlama ve bilimsel araştırmalar da eş zamanlı yürütülüyor.
Dolayısıyla 12 aylık çalışma modeli, yıl boyunca kesintisiz biçimde yalnızca toprak kazıldığı anlamına gelmiyor.
Türkiye'nin arkeoloji politikasındaki genişlemenin önemli göstergelerinden biri de kazı başkanlıklarının sayısı oldu.
Ersoy'un verdiği bilgiye göre kazı başkanlığı sayısı 157'den 267'ye yükseldi.
Yabancı heyetlerin yürüttüğü kazılara da Türk koordinatör kazı başkanları atandı.
Bakanlığın 2025 yılına ilişkin resmi verilerinde ise 65 ilde 255 kazı alanına ulaşıldığı, yıl boyunca yürütülen kazı ve araştırma çalışmalarının toplam sayısının 780'e çıkarılmasının hedeflendiği açıklanmıştı.
Geleceğe Miras Projesi, Türkiye'nin arkeolojik çalışmalarındaki en kapsamlı programlardan biri haline geldi.
Ersoy'un açıklamasına göre proje kapsamında yaklaşık 3-4 bin uzman, arkeolog, sanat tarihçisi ve teknik personel görev yapıyor.
Sahadaki işçi sayısı ise yaklaşık 6 bine ulaşıyor.
Bu insan kaynağıyla Türkiye'nin farklı bölgelerindeki arkeolojik alanlarda kazı, koruma, restorasyon ve çevre düzenleme çalışmalarının birlikte yürütülmesi hedefleniyor.
Ersoy'un dikkat çeken açıklamalarından biri de Göbeklitepe'nin bulunduğu Taş Tepeler Projesi hakkında oldu.
Kamuoyuna bugüne kadar 12 alan açıklanmıştı.
Bakan Ersoy, henüz kamuoyuna açıklanmayan 8 alanın daha bulunduğunu ve böylece Taş Tepeler kapsamında değerlendirilen Neolitik alan sayısının 20'ye ulaştığını açıkladı.
Şanlıurfa ve çevresindeki bu alanlar, insanlık tarihinin avcı-toplayıcı topluluklardan yerleşik yaşama geçiş sürecinin anlaşılması açısından dünya arkeolojisinin önemli çalışma sahaları arasında bulunuyor.
Göbeklitepe'deki çalışmalar yalnızca yeni yapı ve eserlerin gün yüzüne çıkarılmasına odaklanmıyor.
Kazılara eş zamanlı olarak restorasyon ve koruma çalışmaları da yürütülüyor.
2026 kazı sezonunda Göbeklitepe'nin farklı bölümlerinde yapıların sağlamlaştırılması, dikilitaşların korunması ve ziyaretçi güzergâhlarının yenilenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştiriliyor.
Yeni kazı alanlarının ortaya çıkmasıyla yürüyüş yollarının da yeniden düzenlenmesi planlanıyor.
Ersoy'un Kahramanmaraş'taki açıklamalarında 6 Şubat depremlerinden etkilenen kültür varlıklarının restorasyonu da önemli yer tuttu.
Depremden etkilenen şehirlerde kültürel mirasın korunması ve yeniden ayağa kaldırılması için yaklaşık 34 milyar TL'lik yatırım programı yürütülüyor.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde 79 işin tamamlandığı, 17 çalışmanın devam ettiği ve projelendirmesi biten 4 yeni işin ihale aşamasına geldiği açıklandı.
Bu çalışmalar için yaklaşık 12,2 milyar TL kaynak ayrıldığı belirtildi.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda bulunan 678 tescilli eserden 377'si depremlerde farklı seviyelerde hasar gördü.
Ersoy'un verdiği bilgiye göre bu eserlerden 209'u restore edilerek yeniden hizmete açıldı.
Yıl sonuna kadar 58 eserin daha tamamlanması hedefleniyor.
Kalan 110 eserin ise 2027 yılının ilk yarısında yeniden hizmete alınması planlanıyor.
Deprem bölgesinde özel mülkiyete ait tescilli kültür varlıklarının restorasyonu için de destek sağlanıyor.
Proje hazırlama aşamasındaki destek miktarı 750 bin TL'ye kadar çıkabiliyor.
Restorasyon uygulamasında ise yapının hasar durumuna bağlı olarak 5 milyon TL'ye kadar doğrudan hibe verilebiliyor.
Ersoy, bu desteğin kredi değil doğrudan hibe olduğunu vurgularken 300'ün üzerinde yapı sahibinin proje sürecini tamamlayarak uygulama sözleşmesi imzaladığını açıkladı.
Deprem sonrası yatırımların bir başka ayağını kütüphaneler oluşturuyor.
Kahramanmaraş'ta deprem öncesinde yaklaşık 5 bin 200 metrekare olan kütüphane alanının yeni yatırımlar tamamlandığında 31 bin 600 metrekareye çıkarılması hedefleniyor.
Devam eden beş büyük kütüphane projesinin tamamlanmasıyla kentteki toplam kütüphane alanı deprem öncesine göre yaklaşık altı kat büyümüş olacak.
Türkiye Kültür Yolu Festivali de genişlemeye devam edecek.
Bakan Ersoy, festivalin 2027 yılında 32 şehirde gerçekleştirileceğini açıkladı.
Programdaki şehirlerin 30'unu büyükşehirler oluştururken Nevşehir ve Çanakkale de kültürel ve tarihsel önemleri nedeniyle festival ağı içerisinde bulunacak.
Böylece festival programının Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 65'ine ulaşması hedefleniyor.
Kültür Yolu Festivali kapsamında gastronomi turizmine yönelik yeni çalışmalar da yürütülüyor.
“Lezzet Noktaları” uygulamasıyla kentlerin geleneksel yemeklerini ve tariflerini koruyan işletmelerin öne çıkarılması amaçlanıyor.
Modelde yalnızca işletmelerin ticari performansı değil, yöresel mutfak kültürünü yaşatmaları ve geleneksel tarifleri gelecek kuşaklara aktarmaları da dikkate alınıyor.
Türkiye'nin yurt dışına kaçırılan tarihi eserleri geri getirme çalışmaları da devam ediyor.
Ersoy, yürütülen çalışmalar sonucunda yaklaşık 9 bin kültür varlığının Türkiye'ye iadesinin sağlandığını açıkladı.
Bakanlığın resmi verilerine göre 2002-2025 döneminde Türkiye'ye getirilen eserlerin toplam sayısı 13 bin 377'ye ulaşırken bunların 9 bin 62'si 2018 sonrasındaki çalışmalarla ülkeye kazandırıldı.
Kaçakçılıkla mücadele kapsamında müzayede evleri, internet siteleri ve sosyal medya platformlarındaki kültür varlığı satışları da takip ediliyor.
Ersoy'un açıklamalarındaki önemli başlıklardan biri de Ayasofya'da devam eden restorasyon çalışmaları oldu.
Yapının ana kubbesi başta olmak üzere ziyaretçilerin göremediği bölümlerde de bilimsel inceleme ve güçlendirme çalışmaları yürütülüyor.
Kubbedeki yapısal durumun ayrıntılı biçimde belirlenebilmesi için radar ve lazer tarama yöntemlerinden yararlanılması planlanıyor.
Amaç, görünmeyen bölümlerdeki çatlakları, boşlukları ve diğer yapısal sorunları tespit ederek gerekli koruma çalışmalarını gerçekleştirmek.
Ayasofya'nın altında bulunan galeriler, geçitler ve tüneller de restorasyon programının dikkat çeken bölümlerinden biri.
Bazı alanlarda çamur ve birikintilerin temizlenmesi, nemin kontrol altına alınması ve yapısal güvenliğin sağlanması için çalışmalar yürütülüyor.
Bilimsel incelemeler ve restorasyon tamamlandıktan sonra güvenli olduğu belirlenen bazı bölümlerin ziyaretçilere açılması değerlendiriliyor.
Bakanlığın Ayasofya'daki hedeflerinden biri de yapının dış görünümündeki restorasyon çalışmalarını önemli ölçüde tamamlamak.
Ersoy, 2027 yılı sona ermeden dış cephedeki iskelelerin büyük bölümünün kaldırılmasını hedeflediklerini açıkladı.
Yapının altında ve ziyaretçilerin göremediği bölümlerde yürütülen bilimsel çalışmaların ise daha uzun süre devam edebileceği belirtiliyor.
Bakan Ersoy'un Kahramanmaraş'ta açıkladığı veriler, Türkiye'nin kültür politikalarında arkeolojik kazılardan restorasyona, tarihi eserlerin iadesinden gastronomiye kadar geniş bir çalışma programının yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Arkeolojideki yeni yaklaşımın merkezinde ise daha fazla ekip, uzman ve kaynakla aynı anda daha çok noktada çalışma yapılması bulunuyor.
Ersoy'un “hızlı değil, yoğun kazı” olarak tanımladığı sistemle Türkiye'deki arkeolojik alanların daha geniş ölçekte araştırılması, ortaya çıkarılan eserlerin korunması ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir