Bingöl Gezilecek Yerler Nerelerdir?
15:22Bilecik Gezilecek Yerler Nerelardir?
15:14Bayburt Gezilecek Yerler Nerelerdir?
14:40Batman Gezilecek Yerler Nerelerdir?
14:20Bartın Gezilecek Yerler Nereleridir?
14:13Balıkesir Gezilecek Yerler Nereleridir?
14:10Aydın Gezilecek Yerler Nereleridir?
14:06Artvin Gezilecek Yerler Nereleridir?
13:48Ardahan Gezilecek Yerler Nereleridir?
01:35Antalya Gezilecek Yerler – 2025 Güncel Seyahat Rehberi
Türkiye, çevresindeki savaşlar ve jeopolitik risklere rağmen 2026 yazında turizmde güçlü konumunu korudu.
10.09.2026 - 10:50
YAYINLANMA16.09.2026 - 00:16
GÜNCELLEME
TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye'nin tatilciler açısından güvenli bir destinasyon olmayı sürdürdüğünü belirterek sektörün geleceğine ilişkin önemli mesajlar verdi.
Türkiye turizmi, 2026 yaz sezonunda bölgesel gelişmelerin yarattığı baskıya rağmen hareketliliğini sürdürdü.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, katıldığı turizm zirvesinde sektörün mevcut durumunu ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri değerlendirdi.
Türkiye'nin çevresindeki askeri ve siyasi gelişmelerin turizmi olumsuz etkilediğini belirten Bağlıkaya, buna rağmen başarılı bir yaz sezonunun geride bırakıldığını söyledi.
Bağlıkaya'nın açıklamalarında en dikkat çeken benzetme Türkiye'nin turizmdeki konumuna ilişkin oldu.
Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki risklere rağmen tatilcileri ağırlamaya devam ettiğini vurgulayan Bağlıkaya, ülkenin “adeta bir vaha” konumunu koruduğunu söyledi.
Bağlıkaya'ya göre Türkiye'nin en büyük avantajlarından biri yalnızca belirli ülkelerden değil, dünyanın çok farklı bölgelerinden turist çekebilmesi.
Türkiye turizminin ana kaynak pazarlarında Rusya, Almanya ve İngiltere ilk sıralarda bulunuyor.
Ancak sektörün yalnızca bu üç ülkeye bağımlı olmadığını vurgulayan Bağlıkaya, Türkiye'nin küresel ölçekte turist çekebilen güçlü bir destinasyon olduğuna dikkat çekti.
Türkiye'nin deniz, kum ve güneş turizminin yanı sıra kültür, gastronomi, sağlık, kongre ve iş turizmi gibi farklı alanlarda da önemli potansiyele sahip olduğu ifade edildi.
TÜRSAB Başkanı'nın dikkat çektiği konulardan biri de turizm gelirlerinin artırılması oldu.
Bağlıkaya, klasik deniz-kum-güneş turizminin korunması gerektiğini ancak bunun farklı turizm ürünleriyle desteklenmesinin önem taşıdığını belirtti.
Özellikle sağlık turizminin son yıllarda önemli bir ivme kazandığını, kongre turizminin de gelişmeye devam ettiğini kaydetti.
İş, kongre ve sağlık amacıyla Türkiye'ye gelen ziyaretçilerin harcama profillerinin klasik tatil turistlerinden farklı olması, sektör açısından bu alanları daha değerli hale getiriyor.
Türkiye turizminin en önemli merkezlerinden Antalya da 2026 sezonuna güçlü beklentilerle girmişti.
Antalya, 2025 yılında 17 milyon 571 bin turist ağırlamış ve turizm gelirinin 17 milyar doların üzerine çıktığı açıklanmıştı. Sektör temsilcileri 2026 sezonu öncesinde, jeopolitik koşulların bozulmaması halinde Türkiye ve Antalya'da turist sayısı ile gelirlerde yüzde 5-8 bandında artış potansiyeli bulunduğunu belirtmişti.
Bağlıkaya'nın yaz sezonunun ardından yaptığı son değerlendirme de jeopolitik risklere rağmen Türkiye'nin turizm talebini korumayı başardığını gösteriyor.
Bağlıkaya'nın gündeme getirdiği bir diğer önemli konu ise turizm sektöründeki dijital satış platformları oldu.
Türkiye'deki seyahat acentalarıyla yabancı dijital platformların eşit şartlarda rekabet etmesi gerektiğini savunan Bağlıkaya, yerli işletmelerin aleyhine sonuç doğurabilecek düzenlemelerden kaçınılması çağrısında bulundu.
Konuyla ilgili yasal düzenleme için girişimlerde bulunduklarını belirten Bağlıkaya, TBMM'nin ekim ayında açılmasıyla birlikte sektörün görüşlerini aktarmaya devam edeceklerini ifade etti.
TÜRSAB'ın üzerinde durduğu başlıklardan biri de belgesiz ve kayıt dışı turizm faaliyetleri.
Bağlıkaya, TÜRSAB'ın Dijital Doğrulama Sistemi (DDS) aracılığıyla kaçak ve belgesiz turizm faaliyetleriyle mücadele edildiğini belirterek seyahat satın alan vatandaşların da bu sistemi kullanmasının önemine dikkat çekti.
2026 yaz sezonunun ardından ortaya çıkan tablo, Türkiye turizminin bölgesel risklere karşı dirençli yapısını koruduğuna işaret ederken sektörün önündeki yeni hedefin turizm çeşitliliğini ve ziyaretçi başına geliri artırmak olduğu görülüyor.